1972 kışında İstanbul’un Anadolu Yakası’nda doğdum. Yaramaz bir çocukluk geçirdiğimi söyleyebilirim. Bütün mahalleye kök söktürdüm.
Yazmayı, insanlarla bir şeyler paylaşmayı çocukluktan beri hep sevmişimdir. Günlük tutar, okul gazetesinde yazardım.
Hep endüstri mühendisliği ya da uluslararası ilişkiler okuyup diplomat olmayı istedim. Zaman içinde yaşadıklarım bu hayallerimi gerçekleştirmeme engel olsa da kendime yeni uğraşlar bulmayı başardım. Okul hayatım başarıyla geçti.
İlk çalışmaya lise birinci sınıfın yazında, büyük bir firmanın satış elemanı olarak başladım. Üç ay boyunca ayın elemanı seçildim; güzel hediyeler kazandım.
Su topu, voleybol ve kürek gibi sporları severek yaptım. Çocuklarıma da hep spor sevgisini aşılamaya çalıştım.
Bazı olumsuz sebeplerden dolayı lise bittikten sonra evlendim. Çalışmaya devam ettim; eşim çalışmamı istemese de…
Dört yıl sonra oğlumu kucağıma aldım. Onunla büyüdüm.
Çalışmayı bırakmadım. Okumaya devam edemesem de kendimi muhasebe alanında geliştirdim. İyi firmaların muhasebesinde görev aldım. Sorumluluk duygum ve hırsımdan dolayı hep çok sorumluluk üstlendim. Her şeyin kontrolümde olmasını seviyordum.
2001 yılında kızımı aldım kucağıma. Bu kadar güzel bir duygu yoktu. Yanımda oğlum, kucağımda kızım…
Kızım doğduktan sonra çalışmaya ara vermek zorunda kaldım. Çocuklarımla güzel ve kaliteli zaman geçirmeye çalıştım. Kızım da büyüdükten sonra tekrar çalışmaya başladım. Hem kendim hem çocuklarım için.
Bu zaman zarfında hobilerimi bırakmadan devam ettim. Kitap okumak, yüzmek, resim yapmak, bahçemde oturup kahvemle kendimi dinlemek…
Şimdi çocuklarım büyüdü, kendi ayakları üzerinde durmaya başladılar. Ben çalışmaya devam ediyorum. Sağlığım yeter diyene kadar…
Hayat, yaşamayı başardığımız sürece güzel. Bunu hep hatırlayalım.
Sevgiyle,
Uğur